Sabah 8 akşam 5 mesai bana göre değil mesela...Bunu yapmak isteseydim şu an Boğaziçi'nde öğretmenlik okuyo olurdum, hatta bitirmiştim bile.Kıytırık öğretmenlik...Neyse...
Çok para istemiyorum.Çoğu şapşala sorsanız ne istersin diye hepsi para der.Kamyon dolusu para ver ne yapacaklarını bilmezler.Benim istediklerim de parayla yapılıyor ama bir karakteri, bir stili var.1 kere de olsa bunları yapmak istiyorum.
Baharda İstanbul'da yaşarım.Olabilecek en güzel yer orası çünkü.Ve en şahane mevsimi.Adamda ne dert kalır ne keder.Çık gez.Sabah Bebek'te kahvaltı yap, öğleden sonra Topkapı'ya çık Gülhane'de nargile fokurdat, akşam güneş batarken Loti'den Altın Boynuz'u seyret, hava kararınca Sultanahmet'te fayton tıkırtıları arasında dolaş...
Yaz deyince zaten akla güneş-kum-karı-kız gelir.Hepsini bulabileceğiniz yerlerden birisi de İspanya.Xavi-İniesta ne kadar sağlamsa bu saydıklarım da o kadar sağlamdır orda.Gitmedim ama biliyorum pisleşmeyin hemen.3 ay şahane denizi olan bi yerde kalmak harikulade olsa gerek.Düşünecek hiçbirşeyin yok daha ne?
Sonbahar hakkında çok düşünmedim.Gerçi senenin 3/4'ü böyle geçtikten sonra bataklıkta bile yaşarım 3 ay o da ayrı konu.Bunları yapmam lazım yoksa ikinci bir Hitler yetişiyor okuyanların haberi ola.
Marcel Pagnol 1949'da demiş ki: "Mühendislere dikkat etmeli; dikiş makinesi diye başladıkları bir işi, atom bombası ile bitirebilirler."
Öptüm.










