giovedì 1 aprile 2010

Çökertme'den Çıktım da Halil'im...



Anadolu ezgilerini dinlemeyi pek sevmem, özellikle saz eşliğinde söylenen Türk Halk Müziği'nin 1 numaralı düşmanıyım diyebilirim.Doğum yerim itibariyle Karadeniz Bölgesi'ne dahil bulunuyorum.Sevmediğim müzikler içine bunlar da dahil.Horon olsun, kolbastı olsun nefret edilesi cinsten tantanalar.Fakat içlerinde en çok sevdiğim, kanımın ısındığı şey Ege türküleri.Anadolu ile sınırlayınca böyle evet.Dünya geneline vurduğumuzda ise yine Akdeniz ülkeleri bana daha sempatik geliyor.Mesela İtalyan yerel müzikleri gayet dinlenebilir cinsten. Akdeniz adamında dert yok tasa yok aga, adam vermiş kendini müziğe sanata.Bizimkiler de vermiş kendini Horona, vermiş silaha.Hiç tarzım değil valla.

Bu nedenle soyumun Ege'ye dayandığını düşünüyorum, aslında sorduğum kadarıyla 5 kuşak Karadeniz çıkıyo ama ben yine de eminim.Hatta Babam'a kalırsa çimçık Orta Asya Türkü'yüz.Ama ben Bizans'lıyım, Grek'im, faşistim, tükeniyorum...

martedì 30 marzo 2010

30 Mart 1432 - 2010



Bugün Dünya Tarihi'nin şahit olduğu en büyük hükümdarın, Fatih Sultan Mehmed Han'ın doğum tarihi. Dünyaya geleli 578 sene, Ahiret'e göç edeli 529 sene olmuş. Mekanının Cennet olduğuna eminim, Allah senden razı olsun, nur içinde yat Sultanım...

***

Can Attila'nın "1453 Sultanlar Aşkına" adlı albümünden "Önce Güneş Tutuldu" dinletisini buraya eklemeyi uygun gördüm.

sabato 6 febbraio 2010

Hz. Muhammed’i sandığa getiren ülkücü yobazlar!

 



Önce ümmet olmayı öğren sonra bozkurt işaretiyle eğlen sayın garden!
Bu nasıl bir iktidar hırsıdır ki, “Vatan, Millet, Sakarya” üçlüsüyle, Peygamberi Türk meclisine yamayacak kadar ve küstahlığın zirvesine oynayıp, milliyetçi zırvalıkla ümmetin peygamberini mecliste yumrukla andıracak kadar…

Bu nasıl bir milliyetçiliktir ki, Kürt açılımında “Türk gargarası” yapıp savundukları toprağın üzerinde bir oy pahasına, örtüye laik kuklalar gibi yaklaşarak sonrasında “bacı edebiyatı” yapabilecek kadar…
Bu nasıl ikili bir zorbalıktır ki, tahrik gücü yüksek lafları kirli siyasetin önüne boca edip sonrasında kafatasçı bir ilkeyi ilah edinecek kadar.
“Bacılarımızın örtüsü” diyerek başladığınız söylemlerinizle alay edercesine ters düşmeyi bir halt olarak ifşa edecek kadar. Bu kadar onursuzca bir oy sancısı ki, birilerinin örtüsünü indirip yerine “sahte vatancılıkla” millet sömürüsü bir ayıp konduracak kadar! Ve öyle bir hırs ki, CHP’nin sırtlamasıyla “kulak memesi” kıvamına gelecek kadar!
Şimdi bu zihniyet hani şu mitinglerde salıncak ipiyle rövaşatalar atan ve  başörtüsü meselesi üzerinden iktidar arazisi üzerinde palazlanmaya çalışan bu kutsal milliyetçi güruh, nasıl oluyor da bir “CHP patinajıyla” bütün söylemlerini onursuzca iç ediyor onu anlamıyorum diyordu feride!
Terbiye dersi vermekten vaktiniz kalırsa,  biraz Siyer- i Nebi okursanız, peygamberin milliyetçi yaklaşımını alt edecek ümmetçi yaklaşımı görür ve kendi BAHÇEniz gibi gördüğünüz vatanda bağırmaktan vazgeçer önce haysiyet sandığına oy toplamayı düşünürsünüz.
Bu milletin iradesi, yıllarca sahteliğiniz üzerinden vakumlanırken, siz kürsülerde vatanı ayar ederken ve içinizde “durmuş saat” olsa bile ancak iki kez yanlışı gösterebilecek bir şakşakçı  adamın söylemiyle eğlenirken,  hala karın ağrısını bastırmaya çalışan dışı vatancı, içi kafatasçı olan bu iki yüzünüz arasında  kalırken, peygamberli hesabınızın faturası sizi daha çok bağırtacak benden söylemesi.

Bu vatana egzersiz gibi gelen bağırıp çağırmalarınız arasında peygamberin ulviyetini de meclisinizin kirli sahnesinde harcamayın! Bu ucuzluğa ancak siz paha biçer ve sizin gibilere satarsınız!

Bu lafınızdan sonra iktidarı alan razı siz olursanız sizden razı olan da millet olursa ya bu milletin demokrasi anlayışı dibe vurmuş derim ya da Osman bu tabloda iyi durmuş derim…

Esra Elönü

http://www.haber7.com/haber/20100205/HZ-Muhammedi-sandiga-getiren-ulkucu-yobazlar.php

venerdì 22 gennaio 2010

Bluebird

 

there's a bluebird in my heart that
wants to get out
but I'm too tough for him,
I say, stay in there, I'm not going
to let anybody see
you.
there's a bluebird in my heart that
wants to get out
but I pour whiskey on him and inhale
cigarette smoke
and the whores and the bartenders
and the grocery clerks
never know that
he's
in there.

there's a bluebird in my heart that
wants to get out
but I'm too tough for him,
I say,
stay down, do you want to mess
me up?
you want to screw up the
works?
you want to blow my book sales in
Europe?
there's a bluebird in my heart that
wants to get out
but I'm too clever, I only let him out
at night sometimes
when everybody's asleep.
I say, I know that you're there,
so don't be
sad.
then I put him back,
but he's singing a little
in there, I haven't quite let him
die
and we sleep together like
that
with our
secret pact
and it's nice enough to
make a man
weep, but I don't
weep, do
you?

Chinaski,1992

domenica 29 novembre 2009

MARCELOna :1 - 0: Pellegrini



Marcelo gerizekalısının 90 dk. sahada kaldığı bir takımda Ronaldo neden yedeğe alınır?
Böyle bir maçta 1-0 geriye düşünce takımın en iyisi durumundaki Ronaldo neden yedeğe alınır?
Madem forvet alacaksın, neden Higuain yeteneksizi sahada kalır da Ronaldo yedeğe alınır?
Toplasan 1 Ronaldo etmeyen Raul+Higuain+Benzema sahada olur da Ronaldo neden yedeğe alınır?

mercoledì 25 novembre 2009

Hayattan İstediklerim

Monoton yaşamayı sevmiyorum.Hergün aynı şeyleri yapmak bana keyif vermiyor.Düzen olmalı ama rutinlik asla!

Sabah 8 akşam 5 mesai bana göre değil mesela...Bunu yapmak isteseydim şu an Boğaziçi'nde öğretmenlik okuyo olurdum, hatta bitirmiştim bile.Kıytırık öğretmenlik...Neyse...

Çok para istemiyorum.Çoğu şapşala sorsanız ne istersin diye hepsi para der.Kamyon dolusu para ver ne yapacaklarını bilmezler.Benim istediklerim de parayla yapılıyor ama bir karakteri, bir stili var.1 kere de olsa bunları yapmak istiyorum.




Kışı Norveç'te şöyle bir evde geçirmeyi çok istiyorum mesela.Dünya'da neler olup bittiği beni ilgilendirmemeli.Ben keyfime bakmalıyım o sırada.Parti falan veririm mesela oradaki kızlarla.Belli olmaz herşey yapabilirim.



Baharda İstanbul'da yaşarım.Olabilecek en güzel yer orası çünkü.Ve en şahane mevsimi.Adamda ne dert kalır ne keder.Çık gez.Sabah Bebek'te kahvaltı yap, öğleden sonra Topkapı'ya çık Gülhane'de nargile fokurdat, akşam güneş batarken Loti'den Altın Boynuz'u seyret, hava kararınca Sultanahmet'te fayton tıkırtıları arasında dolaş...



Yaz deyince zaten akla güneş-kum-karı-kız gelir.Hepsini bulabileceğiniz yerlerden birisi de İspanya.Xavi-İniesta ne kadar sağlamsa bu saydıklarım da o kadar sağlamdır orda.Gitmedim ama biliyorum pisleşmeyin hemen.3 ay şahane denizi olan bi yerde kalmak harikulade olsa gerek.Düşünecek hiçbirşeyin yok daha ne?

Sonbahar hakkında çok düşünmedim.Gerçi senenin 3/4'ü böyle geçtikten sonra bataklıkta bile yaşarım 3 ay o da ayrı konu.Bunları yapmam lazım yoksa ikinci bir Hitler yetişiyor okuyanların haberi ola.

Marcel Pagnol 1949'da demiş ki: "Mühendislere dikkat etmeli; dikiş makinesi diye başladıkları bir işi, atom bombası ile bitirebilirler."

Öptüm.

sabato 14 novembre 2009

Sergio Conceiçao



Çocukluğumun kahramanları bir bir bırakıyorlar futbolu.Önce Rui Costa, sonra Figo ve şimdi de Conceiçao.Yakında Xavier de bırakır, tam olur.Portekiz'in Eusebio'lu 66 kadrosu'ndan sonra altın çağ diye anılan dönemdeki süperstarlardı bunlar.Ama 1 kupa bile göremeden bitti ne yazık ki...

Fotoğraf sporting-heroes'tan alıntı, özellikle yazmak istedim.Ne Porto, ne Benfica...Sporting olmazsa Portekiz bir hiçtir!

martedì 10 novembre 2009

Galatasaray ve Arda



Uzun zamandır futbolla ilgili birşeyler yazmadım, aslında daha da yazmayacaktım ama son günlerde bütün heryeri meşgul eden Arda konusu üzerine yazmaya karar verdim.

Herkesin hemfikir olması gereken birşey var, Arda Türk futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en yetenekli futbolcudur.Bunun temelinde Galatasaray altyapısından yetişmesi çok büyük bir yer teşkil eder.Seversiniz sevmezsiniz ama bunu kabul etmek zorundasınız.Ve yine futbolu çok iyi bilen(!) blog yazarları Arda'yı Espanyol'a gönderme peşindeler.2 satır birşeyler yazan herkes kendini çok büyük futbol yorumcusu olarak görüyor malesef bu mecrada.3 kişi bi araya gelip kendi cemiyetlerini kurabiliyorlar.Aslında bu konuda çok uzun şeyler yazılır ama konumuz bu değil...

Şimdi, elinizde büyük bir yıldız varsa, ve her geçen gün daha da ileriye götürüyorsa yaptığı işi, sözde Avupa'da oynamak için kim riske atar? Espanyol denilen kulübün Galatasaray'dan hiçbir fazlası yoktur.Levante, Murcia,Sociedad; diğer taraftan Stoke City, Blackburn, Sunderland demek Avrupa demek değildir.Sadece coğrafi konum olarak Avrupa toprakları üzerinde bulunurlar.Ve elimizdeki değerleri bunlar gibi 3. sınıf kulüplere göndererek imajımızı zedeleyemeyiz.Avrupa'ya transfer olan bir futbolcumuz için sevineceksek gideceği kulüpler Real Madrid, Barcelona, Manchester United, Bayern Münih gibi takımlar olmalıdır.Attığı golden sonra onu bütün dünya konuşmalıdır, sadece Fotomaç ve Blog İdman Yurdu'nda çıkmamalı haberi...

Boro takımında oynayan Tuncay'ın attığı her golden sonra kıçını yırtan Türk futbolbilirler, kulüp küme düşüp de Tuncay'ı kimse almadığında o yırttıkları yerlerine acımışlar mıdır acaba? Bu sene de Stoke City küme düşer ve Tuncay'a Milwall yolu gözükür.Bu döngü böyle devam eder...

Ülke futbolunu daha da geliştirmek için değerleri bu kadar kolay harcayamayız. Kendi kimliğimizin farkına varıp artık kendi içimizdekilere tavrımızı koymalıyız.Bu sahte Avrupa sempatizanlarını dinlemek zaman kaybından başka birşey değildir.

Yine bu çokbilirler diyorlar ki Arda Messi değil, abartmayın.Öncelikle bunu söyleyenlerin %95'i Fenerbahçe'li.Çekememezlik durumu olduğu ayan beyan ortada zaten.Ve böyle şuursuzca karalamaya devam ederseniz Türkiye'den zaten Messi çıkamaz, 3. sınıf bi futbol ülkesi olmaya mahkum kalırız.3-5 kişi bir araya gelip yayın gelirleri, ihaleler vs. süslü cümleler kurup sizinle hiçbir ilgisi olmayan şeyleri konuşmaya çalışacağınıza biraz basit düşünüp kolaydan başlasanız hiç fena olmaz!

domenica 8 novembre 2009

Elizabeth "Matrix" Lambert



Videodaki kahraman sizi alıp Marco'nun şekerci dükkanına götürecek...
Bence hiç farkları yok...