mercoledì 25 novembre 2009

Hayattan İstediklerim

Monoton yaşamayı sevmiyorum.Hergün aynı şeyleri yapmak bana keyif vermiyor.Düzen olmalı ama rutinlik asla!

Sabah 8 akşam 5 mesai bana göre değil mesela...Bunu yapmak isteseydim şu an Boğaziçi'nde öğretmenlik okuyo olurdum, hatta bitirmiştim bile.Kıytırık öğretmenlik...Neyse...

Çok para istemiyorum.Çoğu şapşala sorsanız ne istersin diye hepsi para der.Kamyon dolusu para ver ne yapacaklarını bilmezler.Benim istediklerim de parayla yapılıyor ama bir karakteri, bir stili var.1 kere de olsa bunları yapmak istiyorum.




Kışı Norveç'te şöyle bir evde geçirmeyi çok istiyorum mesela.Dünya'da neler olup bittiği beni ilgilendirmemeli.Ben keyfime bakmalıyım o sırada.Parti falan veririm mesela oradaki kızlarla.Belli olmaz herşey yapabilirim.



Baharda İstanbul'da yaşarım.Olabilecek en güzel yer orası çünkü.Ve en şahane mevsimi.Adamda ne dert kalır ne keder.Çık gez.Sabah Bebek'te kahvaltı yap, öğleden sonra Topkapı'ya çık Gülhane'de nargile fokurdat, akşam güneş batarken Loti'den Altın Boynuz'u seyret, hava kararınca Sultanahmet'te fayton tıkırtıları arasında dolaş...



Yaz deyince zaten akla güneş-kum-karı-kız gelir.Hepsini bulabileceğiniz yerlerden birisi de İspanya.Xavi-İniesta ne kadar sağlamsa bu saydıklarım da o kadar sağlamdır orda.Gitmedim ama biliyorum pisleşmeyin hemen.3 ay şahane denizi olan bi yerde kalmak harikulade olsa gerek.Düşünecek hiçbirşeyin yok daha ne?

Sonbahar hakkında çok düşünmedim.Gerçi senenin 3/4'ü böyle geçtikten sonra bataklıkta bile yaşarım 3 ay o da ayrı konu.Bunları yapmam lazım yoksa ikinci bir Hitler yetişiyor okuyanların haberi ola.

Marcel Pagnol 1949'da demiş ki: "Mühendislere dikkat etmeli; dikiş makinesi diye başladıkları bir işi, atom bombası ile bitirebilirler."

Öptüm.

sabato 14 novembre 2009

Sergio Conceiçao



Çocukluğumun kahramanları bir bir bırakıyorlar futbolu.Önce Rui Costa, sonra Figo ve şimdi de Conceiçao.Yakında Xavier de bırakır, tam olur.Portekiz'in Eusebio'lu 66 kadrosu'ndan sonra altın çağ diye anılan dönemdeki süperstarlardı bunlar.Ama 1 kupa bile göremeden bitti ne yazık ki...

Fotoğraf sporting-heroes'tan alıntı, özellikle yazmak istedim.Ne Porto, ne Benfica...Sporting olmazsa Portekiz bir hiçtir!

martedì 10 novembre 2009

Galatasaray ve Arda



Uzun zamandır futbolla ilgili birşeyler yazmadım, aslında daha da yazmayacaktım ama son günlerde bütün heryeri meşgul eden Arda konusu üzerine yazmaya karar verdim.

Herkesin hemfikir olması gereken birşey var, Arda Türk futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en yetenekli futbolcudur.Bunun temelinde Galatasaray altyapısından yetişmesi çok büyük bir yer teşkil eder.Seversiniz sevmezsiniz ama bunu kabul etmek zorundasınız.Ve yine futbolu çok iyi bilen(!) blog yazarları Arda'yı Espanyol'a gönderme peşindeler.2 satır birşeyler yazan herkes kendini çok büyük futbol yorumcusu olarak görüyor malesef bu mecrada.3 kişi bi araya gelip kendi cemiyetlerini kurabiliyorlar.Aslında bu konuda çok uzun şeyler yazılır ama konumuz bu değil...

Şimdi, elinizde büyük bir yıldız varsa, ve her geçen gün daha da ileriye götürüyorsa yaptığı işi, sözde Avupa'da oynamak için kim riske atar? Espanyol denilen kulübün Galatasaray'dan hiçbir fazlası yoktur.Levante, Murcia,Sociedad; diğer taraftan Stoke City, Blackburn, Sunderland demek Avrupa demek değildir.Sadece coğrafi konum olarak Avrupa toprakları üzerinde bulunurlar.Ve elimizdeki değerleri bunlar gibi 3. sınıf kulüplere göndererek imajımızı zedeleyemeyiz.Avrupa'ya transfer olan bir futbolcumuz için sevineceksek gideceği kulüpler Real Madrid, Barcelona, Manchester United, Bayern Münih gibi takımlar olmalıdır.Attığı golden sonra onu bütün dünya konuşmalıdır, sadece Fotomaç ve Blog İdman Yurdu'nda çıkmamalı haberi...

Boro takımında oynayan Tuncay'ın attığı her golden sonra kıçını yırtan Türk futbolbilirler, kulüp küme düşüp de Tuncay'ı kimse almadığında o yırttıkları yerlerine acımışlar mıdır acaba? Bu sene de Stoke City küme düşer ve Tuncay'a Milwall yolu gözükür.Bu döngü böyle devam eder...

Ülke futbolunu daha da geliştirmek için değerleri bu kadar kolay harcayamayız. Kendi kimliğimizin farkına varıp artık kendi içimizdekilere tavrımızı koymalıyız.Bu sahte Avrupa sempatizanlarını dinlemek zaman kaybından başka birşey değildir.

Yine bu çokbilirler diyorlar ki Arda Messi değil, abartmayın.Öncelikle bunu söyleyenlerin %95'i Fenerbahçe'li.Çekememezlik durumu olduğu ayan beyan ortada zaten.Ve böyle şuursuzca karalamaya devam ederseniz Türkiye'den zaten Messi çıkamaz, 3. sınıf bi futbol ülkesi olmaya mahkum kalırız.3-5 kişi bir araya gelip yayın gelirleri, ihaleler vs. süslü cümleler kurup sizinle hiçbir ilgisi olmayan şeyleri konuşmaya çalışacağınıza biraz basit düşünüp kolaydan başlasanız hiç fena olmaz!

domenica 8 novembre 2009

Elizabeth "Matrix" Lambert



Videodaki kahraman sizi alıp Marco'nun şekerci dükkanına götürecek...
Bence hiç farkları yok...

sabato 3 ottobre 2009

Genel Hatlarıyla Fatih Sultan Mehmed


venerdì 11 settembre 2009

Asıl Suçlu


lunedì 31 agosto 2009

Vaziyet # 25



# Geçenlerde roll-on aldım, bildiğin roll-off çıktı (-Bildiğim? -Evet bildiğin).Kullanırken zorlanıyorum.Çok büyük ihtimalle sürtünme katsayısı 1'den büyük.Rollamasını ankastre takmışlar.
(Bakınız: rollama)

# Sahaflarla problem yaşamaya devam ediyorum.Topu topu 2 tane sahaf var ve ikisi de birbirinden rijit.Halil İnalcık kitaplarını sormaya gittim.Aynen şöyle bir diyalog:

-Merhaba, Halil İ..
-Yok.
-Kitabın adı Devlet-i Aliy..
-Yok yok.

Ulan bari kimi aradığımı tam söyleseydim be...

# Diğer sahafta da kitaplara bakarken Osmanlı ile ilgili bi kitap dikkatimi çekti elime aldım arka kapak yazısını okuyorum, şöyle bi tanım var:

Aslında Sırp Sındığı savaşı kazanılmadı, biliyor muydunuz?

Kime yazdırıyolar bu kitapları diye alaycı bi şekilde güldüm geri bıraktım.Dükkan sahibi dedi ki:

-Geçmişle güzel dalga geçmişler, ama kafanız karışmasın, boşverin.Siz bildiklerinize devam edin.


# Kitaplardan yazmaya başlamışken, elimdeki İlyada kitabını sağa sola atıyodum, şimdi mumla arıyorum.Bildiğim heryere baktım ama hiçbiyerde bulamadım.Homeros'un İlyada'sı yahu, kimsede olmaz mı arkadaş? Bundan temel eser mi olur?

# Maillerime cevap atmayan Mustafa Armağan ve Murat Bardakçı'yı esefle kınıyor, insanlık dersi almalarını istiyorum.Ekran başından sallarken iyi, bişey sorunca cevap yok.Adam mısınız?

# Otobüste "arkalara doğru ilerleyin delüğanlılar" diye uyaran şoförün ikazından sonra sabit durduğumdan mütevellit arkamdan geçmeye çalışan insanlara yol vermek maksadıyla kendimi ileri doğru hareketlendirince arkamda kalan boşluğa geçmesi için yer verdiğim adamın durmasına kıl oluyorum.Geri dönüp ağzına çakasım geliyor.Geç diye çekildik kenara oraya durup da alanımı daralt diye değil.(En baştaki ne cümle oldu yahu!)

venerdì 28 agosto 2009

Gisele Bündchen # Pantene



Aynen katılıyorum.
Pantene'den vazgeçmeyeceksin arkadaş.
Öyle "My name is Muhammed Aaaali Gül and i use Clear for men"'le olmuyor bu işler.
Ronaldo'ya selam, Pantene'e devam...

domenica 23 agosto 2009

Fetih 1453


İstanbul'un fethi film oluyormuş.Fragmanı dolaşıyor sağda solda.2,5 dakikalık ama tamamını izlemeden kapatım.Yıllardır böyle bi film çekilmesini isterim, yabancıların herşeyi abartıp dünyayı fethetme efsanelerinden bıktım.Çekiliyor çekiliyor da yalan yanlış gırla be kardeşim...

Evvela Osmanlı ordusunda fil yoktur.Yapımcı Faruk Aksoy çok kitap okudum filmi çekmeden önce demiş ama ne kitabı okumuş bilmiyorum.Hangi kitapta yazar bu filler? İzleyen de yanlış öğrenecek şimdi.Sinemanın kitaba göre daha akılda kalıcı olduğunu da gözönüne alırsak çık işin içinden.İlber Ortaylı'nın Osmanlı ordusu adlı belgesel niteliğindeki dersini izlemeyi tavsiye ediyorum meraklı arkadaşlara.Bulamayan olursa yardımcı olurum...

Diğer taraftan Fatih karakteri odun gibi oturmuş.O adamdan Fatih falan olmaz, tipi benzemiyor bi kere.Ayrıca şunu hep atlıyorlar ; Fatih İstanbul'u fethettiğinde 21 yaşındaydı ve yüzünde bi karış sakal yoktu.Şu tiplemeden vazgeçin artık! Elimizdeki tek gerçekçi Fatih Sultan Mehmed portresi Gentile Bellini tarafından yapılmıştır ve yıl 1480'dir.Bu da Sultan Fatih'in o sırada 48 yaşında olduğunu gösterir.

Gladyatör ve 300 Spartalı tarzında bir film yapacağız demiş sevgili yapımcı Faruk Aksoy.Hayal dünyasında yaşamaktan vazgeçin de gidip Recep İvedik çekmeye devam edin diyorum...

martedì 18 agosto 2009

Gemileri Karadan Yürütme

Dağın 2 ucu arasındaki üzerindeki ağaçlık çukur bölge
(kolları yukarı doğru uzanan parabolün alt tepe noktası gibi)



Hayattaki tek idolüm, manyaklık derecesinde bağlı olduğum insan Fatih Sultan Mehmed'in Amasya'da şehzadelik yaptığını ilgili arkadaşlar bilirler.Benim de Amasya'lı olduğumu gözönüne alırsak yaklaşık 550 yıl önce Fatih'in seyrettiği manzarayı bugün ben seyrediyorum.Geçenlerde evden görünen manzaraya bakarken kafamda bir şimşek çaktı...

İstanbul fethedilirken akıllara durgunluk veren "gemi yürütme hadisesi" Fatih'in birden mi aklına geldi yoksa daha önceden tasarladığı birşey miydi?

Da da da daaannn...

Gördüğüm manzaradan sonra kafamda çakan o şimşeğe bakılırsa, ayrıca ben de Fatih ruhu olduğu düşünülürse şahsi fikrimce önceden tasarladı çünkü bizzat çektiğim fotoğraftaki dağı ve o alçak bölgeyi gördüğünüzde bana hak vereceksiniz.Bu açıdan dağa ilk baktığımda söylediğim cümle: "ulan şurdan ne süper gemi atlatılır" oldu.Ayrıca dağın 2 eteğinde ırmak aktığı düşünülürse teorim hiç de yabana atılacak türden olmadığını bir kez daha kanıtlıyor.

Ya da ben manyağım, evet kesin manyağım...